<%@LANGUAGE="JAVASCRIPT" CODEPAGE="1254"%> Ş. Güldal Mumcu : İzmir I. Bölge Milletvekili Adayı
Anasayfa   l   Biografi   l   Haber Arşivi   l   Köşe Yazıları   l  Röportajlar   l   Konuşmalar   l   Linkler  l  Bölge ve Adaylar

Esnaf: Güldal Mumcu siz misiniz

Utku Bolulu  /  DHA /  20.06.2007

Esnaf: Güldal Mumcu siz misinizCHP’nin İzmir 1. Bölge milletvekilleri, seçim propaganda gezisine Kemeraltı’ndan başladı.

Kemeraltı gezisinde, en çok ilgiyi suikast sonucu ölen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun eşi 1. Bölge 1. sıra milletvekili adayı Güldal Mumcu çekti. Kızı Özge Mumcu da annesinin yanından bir an olsun ayrılmayarak sık sık fotoğraf çekti. Havaların sıcaklığından etkilenen Güldal Mumcu, Kemeraltı’nda kendisine güneşten korunmak için şapka satın aldı. Esnaf sık sık, "Güldal Mumcu siz misiniz?" diyerek Mumcu’nun elini sıktı, başarılar diledi.

 

 

STARGAZETE.COM  /  18.06.2007

 

KANALTURK.COM  /  18.06.2007

 

SECİM.MYNET.COM  /  18.06.2007

 

KANAL7.COM  /  18.06.2007

Güldal Mumcu: O duvar gedik aldı...

MİLLİYET.COM.TR  /  18.06.2007

      CHP İzmir milletvekili adayı Güldal Mumcu, Uğur Mumcu cinayeti soruşturmasında, “yıkılmaya cesaret edilemeyen duvarınö gedik aldığını söyledi. Mumcu, “O duvar aslında biraz gedik almış durumda, biraz açılmış durumdaö dedi. Mumcu, Uğur Mumcu suikastının aydınlatılmadığının altını çizerek, “Diğer cinayetlerinin yanı sıra Uğur Mumcu suikastı tek başına tam aydınlanmış bir suikast değil. Bellekler unutkanlıkla yaralı. Uğur Mumcu suikastında 3 kişi var. Bunun ikisi yakalandı, biri hala yakalanmadı. Bu yüzden cinayet aydınlatılamadıö diye konuştu. CHP’nin İzmir 1’inci bölge liste başı adayı Güldal Mumcu, ANKA’nın sorularını yanıtladı. Siyaset yapma fikrinin “toplumun siyasetten uzaklaşmasındanö kaynaklandığını söyleyen Mumcu, “Toplumun giderek siyasetten uzaklaşıyor olması, yönetimini demokrasi ile nitelemiş olan bir ülke için oldukça sakıncalı bir şey. Sivil bir yönetimin siyasi partilere ihtiyacı var. Siyaset artık o kadar soğuk durulacak bir alan değilö dedi.
      Hiçbir zaman siyasetten uzak olmadığını söyleyen Güldal Mumcu, CHP’ye katılmasını ise “Uğur Mumcu suikastından sonra CHP, faili meçhuller konusunda oldukça olumlu, yapıcı ve takipçi bir siyaset izledi. CHP, Mumcu cinayeti, Sivas katliamı ve diğer suikastları takip eden tek parti oldu. Bunun yanı sıra CHP’nin 1 Mart tezkeresinde sergilediği siyasi tavır da kararımı etkiledi. Ben siyaset yapılacaksa CHP’de yapılması gerektiğini düşündümö sözleriyle açıkladı.
     
      “O DUVAR?"
      Güldal Mumcu, Uğur Mumcu cinayetinin ardından dönemin Emniyet Genel Müdürü olan Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar’la yaşadıkları “duvarö tartışmasını değerlendirdi. Mumcu şöyle konuştu:
      “‘Bir duvar örülüyor’ dedi, Ben de ‘O zaman çekin bir tuğla, yıkılsın’ dedim, ‘Çekemem’ dedi. ‘Çekin, kenara çekilin’ dedim. ‘Yapamam’ dedi. ‘O zaman çekerler altında kalırsınız’ dedim. Öyle bir ifade ile baktı ki, ‘bunu da kim yapabilirse’ anlamında. Şimdi o duvar biraz gedik almış durumda, biraz açılmış durumda. Aslında toplumumuz neyin ne şekilde yapıldığını iyice algılamış durumda. O duvar gedik aldı, ama onun tamamen ardındakini görebilmek için, onu gösterebilecek bir siyasi yapılanmayı, siyasi erki görmek istiyor.ö
     
      “CİNAYET AYDINLATILAMADI"
      Uğur Mumcu cinayetin aydınlatılamadığını belirten Güldal Mumcu, şunları söyledi:
      “Bellekler unutkanlıkla yaralı. Uğur Mumcu suikastında 3 kişi var. Bunun ikisi yakalandı, biri hala yakalanmadı. Uğur Mumcu suikastı tam aydınlanmadı. Her ne kadar yakalanan o kişilere bazı şeyler atfedilmiş olsa bile, tetikçi olmaları nedeniyle, bu işin planlayıcıları ve düzenleyicileri ortaya çıkarılmış değil. Kim bunlar, niçin böyle bir şey planlamışlar? Bu suikastı planlayan unsurlar ortaya çıkmadığı için Uğur Mumcu cinayeti hala çözülemedi.
      Yakalanmıyor ve yakalanamıyor, ikisiyle at başı giden bir şeydir. İkisi de aslında yönetsel boşluğu gösterir, bunu yakıştırmak istemem. Türkiye Cumhuriyeti bunun üstesinden gelebilecek güçte olmalı. Bu işleri yapanların arkalarındaki yapılanmalar ortaya çıkarılabilseydi, günümüzdeki bu terör olaylarını da yaşamazdık. Erkini kullanmak zorundadır iktidarlar. Bununla ilgili Meclis’te ne yapılır ne yapılmaz, günü geldiğinde değerlendirilecek.ö
     
      “KADINLAR HAKETTİĞİ DEĞERİ ALACAK"
      Mumcu, özellikle Cumhuriyet mitinglerinde ön plana çıkan kadınların, siyasete müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Kadınlarla erkeklerin yan yana durması ve her işte eşit yer almaları gereğini kaydeden Güldal Mumcu, Türkiye’de “zaman içinde gelişen farklı öğretilerö nedeniyle kadınların “korunmaya muhtaç varlıklarö olarak algılandığını söyledi.
      Mumcu şöyle konuştu:
      “Kadınları devamlı bir şey beceremez düşüncesiyle yönlendirmek, ister istemez onların üzerinde bir baskıya yol açıyor. Öyle bir aşamaya geldik ki hakimlerimiz bile ‘kadınların sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin’ dedi. Bakış açısı böyle. Bu çağda bile, kadınlar bu gözle görülür durumda. En yakın tarihte bile kadını tek başına yemek sofrasına almayan kareleri gördük. Şimdi yemek sofrasında bile yanında oturtmadığı kadını yönetsel bir yere gelecek, karar mekanizmasına gelecek olmasını öyle bir toplum ister mi? Onu baskılıyor. Bu toplumda da dişi enerji hak ettiği yere gelmek için tepkisini göstermiştir. Ben bu hareketten umutluyum. Kadınlar hem parlamentoda hem diğer kurumlarda hakkettiği değere kavuşacak

 

Listelere bakınca aklımıza gelenler

AKSAM.COM.TR /  07.06.2007

Baştan söyleyeyim CHP’nin de, AKP’nin de İzmir listelerini beğenenler arasındayım. Elbette Kamil Okyay Sındır, Şermin Akman gibi sivil toplum liderlerinden birini CHP listesinde görebilseydik daha çok sevinirdik. AKP de yapabileceği en iyi listeyi yaptı... Son üç dört sıraya yazılan gençlerin de bulundukları durumdan ders almalarını öneriyoruz. Biz de yazmıştık, “İzmir ithal aday is-te-mi-yor”diye, ama parti liderleri bu kadar dinliyor. Bu saatten sonra da değiştirecek ya da değişecek değiller ya...

Sakın bazı solcu gibi görünen aslında sağcı olan dostlarımız Güldal Mumcu’ya takmışlar. Konuştuğum bütün CHP’liler Güldal Mumcu için sevinç içindeler... CHP’nin 1. bölge birinci sıraya yazdığı Güldal Mumcu, Türkiye için de; İzmir için de “yadigar”dır... Biz Türkler “Yadigarları” önemseriz ve el üstünde tutarız. İzmirliler Güldal Mumcu’yu “el üstünde” tutacaklardır.

 

Güldal Mumcu onurumuzdur

GAZETEYENIGUN.COM.TR /  18.06.2007

CHP Konak İlçe Başkanı Tayfun Emre, İzmir 1. Bölge Miletvekili adayı Şükran Güldal Mumcu hakkında çıkarılan "ithal" söylentilerine sert bir dille yanıt verdi. Genel Merkez tarafından İzmir’den aday gösterilen Mumcu için "Ülkemizin gururu" ifadesini kullanan Emre, bu sözleri çıkaranlar "Demokrasi şehidimiz Uğur Mumcu’nun anısına ve miraslarına saygısızlık yapıyor" dedi. Eşi Uğur Mumcu’nun çizdiği yoldan eğilmeden ilerleyen Güldal Mumcu’nun İzmir’den aday gösterilmesinin Konak İlçe Kadın Kolları tarafından da sevinçle karşılandığını belirten Emre, " Güldal hanım 14 yıl dimdik durarak, yaptığı çalışmalarla ulusumuzun gönlünde taht kurmuştur. Partiler üstü bir aday olarak, İzmir’den aday olması partililerimiz ve İzmirliler tarafından sevinçle karşılandı. Demokrasimizin kalesi İzmir’den Güldal hanımın aday olması bizlerin ve İzmirlilerin onurudur" dedi.

 

İzmir'den aday olmaktan büyük onur duyuyorum

AKŞAM  /  08.06.2007

Güldal Mumcu, İzmir milletvekili adaylığını CHP'nin teklif ettiğini, sevinerek kabul ettiğini söyledi. Mumcu, İzmirliler'e düşmanca yakıştırmalar yapıldığı görüşünde: Kurtuluş Savaşı İzmirliler sayesinde kazanıldı. Mitinge katılarak demokratik tepki verdim

Eşinin katledildiği 24 Ocak 1993 tarihinden bu yana, aktif siyasete katılması için partilerden gelen tekliflere kapısını kapatan Güldal Mumcu, 22 Temmuz'da yapılacak genel seçimlerde aday olması için CHP'den gelen teklife bu kez "Evet" dedi. İzmir 1. bölge 1. sıradan aday olan Mumcu, AKŞAM'ın sorularını yanıtladı.

Yıllarca siyasetten uzak kaldınız. Şimdi milletvekili adayısınız. Ne değişti ve neden CHP?

- Türkiye'de özellikle son dönemde, laik cumhuriyetin değerlerinin ciddi şekilde örselendiği bir süreç yaşandı. Bu süreci sorumluluk bilincine sahip her yurttaş gibi yakından takip ettim ve İzmir'de yapılan Cumhuriyet mitingine katılarak, demokratik bir tepki verdim. Sürecin aşılmasında katkım olacaksa, bu katkının CHP çatısı altında sunulmasının uygun olacağını düşündüm.

VATANDAŞ UYANDI

Cumhuriyet mitinglerini nasıl değerlendiriyorsunuz?


- İzmir'de katıldığım miting beni çok etkiledi. Yüzbinlerin buluştuğu bu mitingler, toplumun cenaze törenleri dışında da tepki verme yürekliliğini ortaya koymuştur. Ben bu mitingleri, toplumsal bilincin ve uyanışın samimi yansıması olarak görüyorum. O samimiyeti daha önce, eşim Uğur Mumcu'nun cenaze töreninde de görmüştüm. İzmir'deki mitingde bir vatandaş, "Bu güne kadar uyumuştuk, geç oldu ama uyandık" dedi. Bu söylem son derece önemli.

Bu mitinglerin sandığa yansıması nasıl olacak?

- Meydanlardaki uyanışın, sandığa da yansıyacağına şüphem yok. Mitinglerde verilen en önemli mesaj, rejimi tehdit eden unsurların sadece demokrasi içinde aşılacağı oldu. Vatandaşlık bilincinin yükselişini izledik.

CİNAYET KARANLIK

Sizce Uğur Mumcu cinayeti aydınlandı mı?


- Uğur Mumcu cinayetinin arkasındaki güçler henüz net olarak ortaya çıkarılamadı. Bu saldırının bağlantılarını bulamayan devletin, sadece bana ve çocuklarıma değil, bütün topluma borcu var. Bu borç, Hrant Dink cinayeti için de, Danıştay saldırısı için de, Ulus'taki kanlı saldırı için de geçerlidir.

KADIN KOTASI KOYMAK ŞART

İzmir'den aday olmayı siz mi istediniz?


- CHP önerdi, ben de sevinerek kabul ettim. İzmir'den aday olmaktan onur duyuyorum. Bugün devleti yönetenlerin, şehirlere ve insanlara yönelik, düşmanlık yaratan yakıştırmaları var. İzmir'in, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında çok önemli bir yeri var. Zaferin en önemli adımı bu şehirde, İzmirliler'in canlarını vermesiyle atıldı.

Siyasette kadının yeri hakkında neler söyleyeceksiniz?

- Kadın ve erkek sadece siyasette değil, her konuda eşit olmalı. Siyasette kadın kotasının eşitlik sağlanana kadar artırılması gerektiğini düşünüyorum. Sosyal hayatta kadın-erkek eşitliği sağlanamazsa, karanlık tehlikesi artar.

Ersin BAL / ANKARA



Ben zaten 14 yıldır siyasetin içindeyim

Milliyet  /  07.06.2007

24 Ocak 1993'te kaybettiğimiz gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, "Siyasetteki sıkışmışlığı aşmak için seçimde aday oldum. Siyasete girmemdeki tek sebep 24 Ocak değil" dedi

Bu sözü onu tanıyan, hatta sadece uzaktan görenler bile söyler; "Tam da Uğur Mumcu'nun eşi olacak insanmış" diye... Aynen öyle... Üstelik niye öyle olduğunu anlatması da çok kolay: 1- Cesur. Düşünmekte ve düşündüğünü söylemek konusunda kendine çok güvenli. 2- Ağzından gereksiz bir cümle çıkmadığı gibi boş söz duymaya da hiç tahammülü yok. 3- Tavizsiz. 4- Zekâ ve bilgi onun için çok önemli. 5- Çalışma hayatında olağanüstü titiz. 6- Karizmatik. 7- Hazır cevap. İyilik konusunda da kötülük konusunda da... Her ikisine de karşılığını hızla vermekte tereddütsüz. 8- Mesafeli görüntüsüne rağmen son derece içten. 9- Yüzü, gözleri, sesi, endamı... Çok güzel...

Yeni bir siyasetçi

İşte bu saydığımız ve daha sayamadığımız tüm özellikleriyle birlikte evet, o Uğur Mumcu'nun eşi. Ama artık sadece Uğur Mumcu'nun eşi de değil; o CHP'nin İzmir'den 1. sıra milletvekili adayı. İsmi listelerde görülünce herkese aynı anda "Bravo CHP'ye" dedirtebilen yegâne adaylardan biri. "İthal" vekil asla kabul etmeyen zorlu İzmir seçmeninin bile şimdiden başının tacı yapıp, "Güldal Mumcu bizim şehrimizden aday oluyormuş" diye sevinmesine neden olan yeni bir siyasetçi. Yani Güldal Mumcu...

CHP'den adaylık teklifini ilk kimden aldınız?
Aslında bugüne kadar zaman zaman teklifler gelirdi, ama bu kez Sayın Önder Sav'la konuştuk. Mayıs ayının başlarıydı sanıyorum. Aradıklarında kendilerine artık bu konuda olumlu düşünebileceğimi söyledim.

Neden şimdi?
Evet, herkes en çok bunu merak ediyor. Neden şimdi?... Çünkü birincisi CHP'nin dışında başka bir parti zaten pek olamazdı.

Niçin olamazdı?
Uğur Mumcu cinayetinin ardından o sorgulama sürecinde CHP'nin büyük desteğini gördük. CHP, cinayetin çözülmesi konusunda Meclis'te de çok büyük çaba gösterdi, hep önayak oldu. Bunlar bizim için çok önemli.

Ama bugüne kadar sizi ikna edememişlerdi; acaba şimdi ne oldu da tekliflerini kabul ettiniz?

Zorunluluk halini aldı

Aslında ben zaten siyasetin dışında değildim. Bu cinayetin soruşturma ve dava sürecinde ister istemez siyasetin içinde oldum. Bir manada da zorunluluk haliyle oldum... Çünkü suikast başlı başına siyasi bir olay. Dolayısıyla bir şekilde 14 yıldır siyasetle ilgiliyim. Ama artık bunu farklı bir boyutlandırmaya gereksinim olabileceğini ve bundan kaçmamam gerektiğini düşündüm.

Size "Artık kaçma" diyen o olay ne? Mitingler mi, cumhurbaşkanlığı süreci mi; solda ittifak mı, ne?
Benim hayatımda şöyle bir şey oldu; birçok insan devamlı olarak bana "Neden siyasete girmiyorsun" dediği için ve bu teklif sürekli bana döndüğü için ister istemez ben de zihnimin arka planında devamlı bu düşünceyle yaşadım. İşte her insan yaşamında da böyle bazı noktalar vardır. Onlar üst üste gelir ve artık uygundur. Bir şeyin zamanı gelmiştir; o size "Tamam" dedirtir. Bende de tabii ülkenin bugünkü geldiği nokta etkili oldu.

Ülkenin geldiği noktada ne görüyorsunuz?

Zor bir dönem

Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Şu anda siyasette büyük bir sıkışma var. Bu sıkışmanın aşılması gerekiyor. Zaten seçimler de bu yüzden yapılıyor. Ben bu sıkışmadan kurtulmak için bir çalışma yapabilir miyim, bir payım olur mu diye düşündüm.

CHP de böyle düşünüyor olmalı ki, sizi İzmir 1. sıradan aday gösterdi. Ancak acaba "Uğur Mumcu'nun eşi" olduğunuz için CHP'de öncelikli bir sırada aday gösterildiğiniz fikrini kabul eder misiniz ya da bu fikirden rahatsız olur musunuz?
Hayır, çünkü ben zaten Uğur Mumcu'nun eşi olduğum için siyasetin içinde olmak durumunda kaldım. Vakfı kurdum, davayı takip ettim, hep o sürecin içinde mücadele ettim. Ama bu benim için asla gocunulacak bir şey değil, aksine onur duyacağım bir olaydır.

24 Ocak 1993, saat 13.15... O anın sizin siyasetinizdeki izi ne kadar yoğun olacak?
Meclis'te çeşitli komisyonlar kurulmuştu; faili meçhuller, Uğur Mumcu ve Susurluk için. Şimdi ne yapılabilir, onu şimdiden söylemek zor. Ama yapmak için çaba göstereceğimi söyleyebilirim. O yüzden elbette izi var.

Yani sizin için "Eşinin uğradığı suikastın en derinlerine inebilmek adına Meclis'e giriyor" dense çok yanlış olmaz mı?
Mutlaka itici güçtür, ama bir tek buna indirgeyemeyiz. Çünkü Türkiye'nin tek sorunu bu değil.

Sizce öncelikli sorunu ne?
Yoksuzluk ve işsizlik. İkincisi de irtica ve terör. Zaten ikincisi birincisinin eseri.

Eğer baraj sorunu olmazsa o dönemin Emniyet Genel Müdürü Ağar'la aynı çatı altında siyaset yapıyor olacaksınız. Bu sizi olumlu ya da olumsuz etkiler mi?
Onu etkileyeceğini düşünürüm, beni değil. Ben etkilenmem.

Tek tek evleri ve kahveleri gezeceğim

İzmir'i siz mi istediniz?
Hayır, CHP kendisi önerdi. Ben de hiç itiraz etmeden kabul ettim, çünkü benim annem, babam ve ablam 30 yıldır İzmir'deler. İzmir'e çok yakın bir insanım. O yüzden de İzmir'i duyduğumda çok mutlu oldum.

İzmir'deki mitinge gitmiş miydiniz?
Evet, diğer mitingleri hep kaçırmıştım, ama Anneler Günü olması nedeniyle o gün İzmir'deydim ve mitinge de katılabildim. O kadar güzel bir mitingdi ki...

Nasıl bir çalışma; mesela elinizde mikrofon, kürsüye çıkacak mısınız?
Hayır, artık onun zamanı geçti. Kürsüden yeteri kadar herkes konuştu ve insanlar dinledi. Bundan sonra artık onların konuşması gereken seçmen. Ben susacağım ve önümüzdeki haftadan itibaren gidip tek tek evleri, kahveleri dolaşarak onları dinleyeceğim.

Endişe yok, yaşıyor olmak umudu içerir

Ankara'da 22 Temmuz'dan sonrasına ilişkin ciddi endişeler var. Siz siyasete girerken bu tip endişeleri taşıyor musunuz?
Hayır, çünkü ben endişelenmek yerine hep şunu düşünürüm: Yaşıyor olmak umudu içerir. Bunun tersine bir harekette hiçbir zaman bulunmadım, bulunamam da. Onun için üzerime düşen neyse onu yaparım, gerisi açılımını kendisi kendisine getirir.

Siyasete gireyim mi diye hiç birilerine danıştınız mı?
Tek kişiye değil, pek çok kişiye danıştım. Bütün çevremdeki arkadaşlarıma, çocuklarıma, aileme sordum. Her zaman onlar bana "Mutlaka katıl" derlerdi, ben de "Hayır" deyince bunu saygıyla kabul ederlerdi. Ama bu dönemde ben onlara "Ne dersiniz, katılayım mı?" diye sordum ve "Hayırı bu kez kabul etmeyiz, muhakkak" yanıtını aldım.

Ağar'a 'Altında siz kalırsınız' demişti

Şükran Güldal Mumcu 20 Eylül 1951'de Denizli'de doğdu. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletmecilik Bölümü'nü bitirdi. 1976'da gazeteci-yazar Uğur Mumcu'yla evlendi. 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nı kurdu. Halen Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Başkanlığı görevini sürdüren Güldal Mumcu'nun Mumcu cinayetinin işlendiği tarihte Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar'la o dönemde yaptığı şu konuşma Türk siyasi tarihine kazınmıştır:
Mumcu: Görüyorsunuz, bir sürü yanlışlık üst üste dizilmiş, önümüzde bir duvar gibi duruyor.
Ağar: Altından bir tuğla çekerseniz yıkılır.
Mumcu: Çekin öyleyse.
Ağar: Yapamam, mümkün değil.
Mumcu: Çekin, altında kalsınlar.
Ağar: Yapamam.
Mumcu: O zaman siz altında kalırsınız.

Kimleri seçiyoruz? - DEVRİM SEVİMAY



İzmir'in fotoğrafı Türkiye'ye umuttur

Milliyet EGE  /  07.06.2007

İzmir'de CHP'nin 1. Bölge birinci sıradan milletvekiliğine aday gösterdiği, 14 yıl önce bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, merak edilenleri yanıtladı. CHP listesinde, lokomotif rol oynayacak olan, Mumcu ithal aday eleştirilerine ilişkin görüşlerini açıkladı. Mumcu, ''İzmir'le yakın bağlarım var. Annem, babam, ablam 30 yıldır İzmir'de oturuyor'' dedi.
Mumcu, kentin sorunları ve çözümlerine ilişkin geçmişte Ahmet Piriştina, ardından da Aziz Kocaoğlu ile fikir alışverişi yaptığını söyledi. Mumcu, ''İzmir'in fotoğrafı Türkiye için umut vericidir'' dedi. Mumcu'ya yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
20 Eylül 1951 Denizli doğumluyum. 1970 yılında TED Ankara Koleji'ni, 1974 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletmecilik Bölümü'nü bitirdim. Devlet Yatırım Bankası'nda 1979 yılına kadar proje değerlendirme bölümünde çalıştım. 1976 yılının 19 Temmuz'unda Uğur Mumcu ile evlendim.

CHP hep yanımızdaydı
Kamuoyu sizi pek siyasetle iç içe bilmiyor. Adaylık süreciniz nasıl başladı, siz mi talep ettiniz, yoksa talep mi geldi?
Uğur Mumcu'ya yapılan bombalı saldırının ardından O'nun adına bir vakıf (Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı) kurduk. Cinayetin soruşturulmasını takip ederken, davanın açılması ve izlenmesi sürecinde siyasetin pek de dışında olmadım. Bu mücadele sırasında, CHP'nin desteğini hiç esirgemediğini de belirtmeliyim. Seçim döneminde bana öneriler geldi. Bu defa olumlu düşündüğümü belirttim.

Yakın bağlarım var
Neden İzmir'den aday oldunuz? Siz mi tercih ettiniz yoksa sizin için de İzmirliler gibi sürpriz mi oldu?
Benim İzmir ile yakın bağlarım var. Annem, babam ve ablam 30 yıldır İzmir'de oturuyorlar. Onun için İzmir benim bildiğim, sevdiğim, gelişmelerini açılımlarını yakından takip ettiğim bir şehir. Bana, ''İzmir olur mu?'' diye sorduklarında hiç tereddüt etmedim.

İzmir bana uzak değil
İzmir'i ne kadar tanıyorsunuz, seçildikten sonra İzmir'e sık sık gelecek misiniz ya da oturmayı düşünür müsünüz?
Daha önce belirtmiş olduğum gibi İzmir ile 30 yılı aşan bir yakınlığımız var. İzmir'e tabiki sık sık geleceğim. Belediye Başkanı rahmetli Ahmet Piriştina ile yakın dostluğumuz vardı. Onunla İzmir kentinin geleceği ve bu konuda verdiği savaşım konusunda sohbetlerimiz olmuştu. Şimdiki başkan Aziz Kocaoğlu ile de İzmir'in sorunlarına yönelik görüşmelerde bulunmuştum. Yani ne İzmir bana ne de ben İzmir'e uzağım.

İzmir'in siyasi tercihleri nedeniyle, muhalif düştüğü hükümetler tarafından cezalandırıldığı savunulur. Bu konuyu nasıl yorumlarsınız, çözümü nedir sizce?
Siyaseten karşıt olduğunuz kişilerle tartışırsınız, onları eleştirirsiniz. Ama yönetime geldiğinizde muhalifsiniz diye ekonomik enstrümanları cezalandırma aracı olarak kullanmaya başladığınız zaman, olay kayırmacılığa girer. Bu, demokratik bir davranış değildir. Yarış, vatandaşa hizmet götürürken, bu hizmeti kimin daha iyi yerine getireceği yönünde olmalıdır.

Uğur Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu İşçi Partisi'nden Ankara, siz CHP'den adaysınız. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu konuda yorum yapmıyorum.

İzmir'i genel olarak nasıl görüyorsunuz. İzmirlilere ilk siyasi mesajınız ne olabilir?
İzmir'in toplumsal olarak aydınlık, dinamik ve hoşgörülü yapısı Türkiye için umut verici bir fotoğraf sergiliyor. Her zaman çağdaş bir kent profili çizmiştir. İzmir halkı hak etmediği söylemlerle rencide edilmemelidir.

Münir Koçaslan

 

Katılım yüksek oldu

YENİASIR /  23.07.2007

İZMİR 1. BÖLGEDEKİ 14 İLÇEDE DE SEÇİM, SAKİN VE OLAYSIZ GEÇTİ
İzmir'in metropol ilçelerinin ağırlıklı olduğu seçim bölgesinde, vatandaşlar sandığa koştu
HABER MERKEZİ

İzmir 1. bölgedeki 14 ilçede seçim sakin ve olaysız geçerken, pertililerin vatandaşları sandığa götürme mücedelesi görülmeye değerdi. Sabahın erken satlerinden itibarden özellikle yaşlı ve hasta seçmenler sandıklara taşındı. Konak, Buca, Gaziemir, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Menderes, Torbalı, Seferihisar, Çeşme, Karaburun, Kemalpaşa, Selçuk ve Urla'nın küçük beldelerinde oy verme işlemi öğle saatlerinde biterken, ana yerleşim birimlerinde saat 17.00'ye kadar sürdü. Torbalı'da AKP sandık görevlilerinin yakalarındaki kartlarında parti amblemlerinin olması yüzünden itirazlar oldu. Sandık başkanları yaka kartlarını çıkarttı.
Özkök: Hayırlı olsun
Birinci bölgede oy kullananlar arasında Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök de vardı. Emekli Orgeneral Hilmi Özkök, eşi Özenç Özkök ile saat 09.20'de oy kullanacağı Güzelyalı'daki Fatih Koleji'ne geldi. Sandık görevlileriyle bir süre sohbet eden Özkök, oyunu okuldaki 2339 numaralı sandıkta kullandı. Özkök, "Ülkemiz için hayırlı olsun" derken, gazetelerde yer alan "Özkök'e suikastı CIA engelledi" haberlerle ilgili soru üzerine "Bu konularla ilgili konuşmak istemiyorum. Önemli şeyler değil" dedi.
Kıraç da eşiyle geldi
İzmir Valisi Cahit Kıraç ve eşi Berrin Kıraç, Güzelyalı Hakimiyeti Milliye İlköğretim Okulu'nda oylarını kullandı. Sabah saat 10.00 sıralarında okula gelen Vali kıraç ve eşi, okul bahçesindeki vatandaşlarla bir süre sohbet etti. Seçimin Türkiye için hayırlı olmasını dilediğini belirten Kıraç, "İzmir'de tüm seçim kurulu yetkilileri ve güvenlik güçleri ellerinden geleni yaptı" dedi.
Kim nerede?
Devlet Bakanı Mehmet Aydın: Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde 1079 nolu sandıkta saat 09.00'da oyunu kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Nükhet Hotar Göksel: Balçova Yusuf Uz İlköğretim Okulu'nda erken saatlerde geldi.
AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu: Akevler'deki Şehit Erkan Özcan Lisesi'ne gelerek oy kullandı.
MHP adayı Oktay Vural ve 2. sıra adayı Şenol Bal: Karabağlar Emrullah Efendi İlköğretim Okulu'na sabahın erken saatinden geldiler.
Demokrat Parti adayı Işılay Saygın: Buca Çakabey İlköğretim Okulu'nda 2107 No'lu sandığa erken saatlerde kullandı.
Demokrat Parti adayı Fatih Dalan: Urla Bademler İlköğretim Okulu'nda kullandı.
CHP İzmir adayları Şükran Güldal Mumcu, Abdürrezzak Erten ve Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur: Narlıdere 80. Yıl İlköğretim Okulu 1094 nolu sandıkta kullandılar.
Seçimlerden önce ANAVATAN'dan CHP'ye geçen Urla Belediye Başkanı Selçuk Karaosmanoğlu da, oyunu eşi Feyza Karaosmanoğlu ve çocukları Adnan, Fevzi ve Selin Karaosmanoğlu ile birlikte geldiği Urla Çok Programlı Lisesi'nde 1066 nolu sandıkta kullandı.

 

CHP adayları Serbest Bölge'yi ziyaret etti

YENİASIR /  17.07.2007

CHP'nin 12 İzmir milletvekili adayı, Ege Serbest Bölge A.Ş. (ESBAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Tuncer ve yönetim kurulu üyeleri ile Gaziemir ESBAŞ toplantı salonunda bir araya geldi. Toplantıya, CHP İzmir milletvekili adayları Güldal Mumcu, Ahmet Ersin, Rıfat Nalbantoğlu, Oğuz Oyan, Erdal Karademir, Harun Öztürk, Hüseyin Mutlu Akpınar, Aydın Özcan, Cenap Börühan, Fahrettin Demir, Umut Orkun Uğraş ve CHP İzmir İl Başkanvekili Zikri Dursun katıldı.
Ekonomi düzelecek
Görüşmede konuşan Tuncer, Ege Serbest Bölgesi'nin ve özel sektörün sorunları hakkında adaylara bilgi verdi. Ekonomik göstergeler eşliğinde önce ESBAŞ'ı anlatan Tuncer, daha sonra bölge olarak vergi gibi konulardaki sorunlarını anlattı. CHP'li adaylar da Türkiye ekonomisinin gün geçtikçe kötüyü gittiğini, gerek serbest bölgelerin gerekse özel sektör ve esnafın büyük sorunlar ile karşı karşıya olduğunu ifade etti. AKP iktidarında ülkenin gerek sosyal yönden gerekse ekonomik yönden refaha gitmediğini belirten CHP'liler 23 Temmuz'dan itibaren iktidar olduklarında biriken sorunları çözmek için çalışacaklarını dile getirdi.
CHP'liler Türkiye ekonomisi ile ilgili olarak CHP'nin hazırlamış olduğu çözüm önerilerini de anlattı.
CHP'liler bölgede yer alan bazı tesisleri de ziyaret ederek çalışanlarla görüştüler.

 

Doğumdan ölüme devlet sorumlu

YENİASIR /  13.07.2007

CHP adayları Mumcu, Erten ve Demir, parası olmayan vatandaşa her türlü yardımın yapılacağını belirttiler
CHP İzmir 1. Bölge milletvekili adayları Güldal Mumcu, Abdülrezzak Erten ve Fahrettin Demir, Karabağlar semtinde 20 mahalle muhtarıyla bir araya geldi. Vatandaşların sorunlarını temsilcileri olan muhtarlardan dinleyen adaylar, CHP iktidarında sağlık ve eğitim konularının kökünden çözümleneceğini belirttiler. 1. Bölge 4. sıra adayı Erten, CHP iktidarında Türkiye'nin çarpık olan sağlık ve eğitim sorununu çözeceklerini, bunun da sadece nüfus cüzdanı ile olacağını söyledi.
Nüfus yeterli
Erten, nüfus cüzdanını gösteren vatandaşın hiçbir ayrıma tabi tutulmayacağını, hem sağlık, hem de eğitim hizmeti alacağını ifade etti. Erten, "Parası olmayan vatandaşımızın doğumundan ölümüne kadar devlet sorumlu olacak" dedi.
Bakan olsun
Güldal Mumcu, Karabağlar Günaltay Mahallesi'nde aerobik yapan kadınlarla bir araya geldi. Kadınlarla bol bol sohbet eden Mumcu, Meclis'e girip milletvekili olduğunda, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda çalışma yapacağını söyledi. Kadınlar ise Mumcu'yu Milli Eğitim Bakanı olarak görmek istediklerini, sonuna kadar bu konuda arkasında olacaklarını kaydettiler.
Penaltı attı
Öte yandan Mumcu, Konak Belediyesi'nin Limontepe semtinde 270 bin YTL'ye yaptırdığı halı saha açılışına katıldı. Törende konuşan Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, 2 yıl önce Limontepe'yi ziyaretinde, çocukların kendisinden futbol sahası istediklerini, bunu gerçekleştirdiklerini söyledi. Daha sonra Güldal Mumcu, eteğine karşın attığı penaltı vuruşu ile tam not alırken, çevredeki partililer, "23 Temmuz günü de AK Parti'ye böyle gol atacağız" şeklinde konuştu.

 

Rozetini kendi taktı

HÜRRİYET /  01.08.2007

23. Dönem milletvekillerinin kayıt işlemleri dün de sürdü. Milletvekillerinden bazılarına kayıt sırasında eşleri ve çocukları eşlik ederken, Meclis koridorlarında yalnız bir isim vardı.

1993’de bombalı bir saldırı sonucu öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun eşi, CHP İzmir Milletvekili Güldal Mumcu Meclis’e kaydını yaptırırken yalnızdı. Mumcu, milletvekili rozetini de kendisi taktı. Çocukları Özgür ve Özge Mumcu’yla birlikte Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nı kuran Güldal Mumcu, CHP lideri Baykal’ın davetini kabul ederek, aday olduğu İzmir’den milletvekili seçildi.

 

GÜLDAL MUMCU: “O DUVAR GEDİK ALDI”

 17.06.2007

CHP İzmir milletvekili adayı Güldal Mumcu, Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili olarak, Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde yaşadıkları “duvar” tartışmasıyla ilgili, “O duvar aslında biraz gedik almış durumda, biraz açılmış durumda. Toplumumuz neyin ne şekilde yapıldığını iyicene algılamış durumda fakat, onun tamamen arkasını gösterebilecek siyasi bir yapılanmayı, siyasi bir erki görmek istiyor” dedi. Mumcu, güçlü bir demokrasi için herkesin 22 Temmuz’da sandığa gitmesini istedi.

-Uğur Mumcu cinayetinin hala çözülemediğini ifade eden Mumcu, “Diğer cinayetlerinin yanı sıra Uğur Mumcu suikastı tek başına tam aydınlanmış bir suikast değil. Bellekler unutkanlıkla yaralı. Uğur Mumcu suikastında 3 kişi var. Bunun ikisi yakalandı. Biri hala yakalanmadı. Bu yüzden cinayet aydınlatılamadı” dedi. Mumcu, Türkiye Cumhuriyeti’nin failli meçhul cinayetleri aydınlatabilecek güçte olması gerektiğini vurgularken, “Bu işleri yapanların arkalarındaki yapılanmalar ortaya çıkarılabilseydi, günümüzdeki bu terör olaylarını da yaşamazdık. Erkini kullanmak zorundadır iktidarlar” diye konuştu.

ANKARA(ANKA)-CHP İzmir milletvekili adayı Güldal Mumcu, Uğur Mumcu cinayeti soruşturmasında, “yıkılmaya cesaret edilemeyen duvarın” gedik aldığını söyledi. Mumcu, “O duvar aslında biraz gedik almış durumda, biraz açılmış durumda” dedi. Mumcu, Uğur Mumcu suikastının aydınlatılmadığının altını çizerek, “Diğer cinayetlerinin yanı sıra Uğur Mumcu suikastı tek başına tam aydınlanmış bir suikast değil. Bellekler unutkanlıkla yaralı. Uğur Mumcu suikastında 3 kişi var. Bunun ikisi yakalandı. Biri hala yakalanmadı. Bu yüzden cinayet aydınlatılamadı” diye konuştu.
CHP’nin İzmir 1’inci bölge liste başı adayı Güldal Mumcu, ANKA’nın sorularını yanıtladı. Siyaset yapma fikrinin “toplumun siyasetten uzaklaşmasından” kaynaklandığını söyleyen Mumcu, sivil yönetimlerin siyasi partilere ihtiyacı olduğunu söyledi. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde halkın siyasetten uzaklaşmasının çok büyük sakıncalar doğuracağını ifade eden Mumcu, “Şimdi toplumun giderek siyasetten uzaklaşıyor olması, yönetimini demokrasi ile nitelemiş olan bir ülke için oldukça sakıncalı bir şey. Sivil bir yönetimin siyasi partilere ihtiyacı var. Siyaset artık o kadar soğuk durulacak bir alan değil” dedi.
Kendisinin hiçbir zaman siyasetten uzak olmadığını söyleyen Güldal Mumcu, CHP’ye katılmasını ise, “Uğur Mumcu suikastından sonra CHP, faili meçhuller konusunda oldukça olumlu, yapıcı ve takipçi bir siyaset izledi. CHP, Mumcu cinayeti, Sivas katliamı ve diğer suikastları takip eden tek parti oldu. Bunun yanı sıra CHP’nin 1 Mart tezkeresinde sergilediği siyasi tavır da kararımı etkiledi. Ben siyaset yapılacaksa CHP’de yapılması gerektiğini düşündüm” sözleriyle açıkladı. 

“O DUVAR…”
Güldal Mumcu, Uğur Mumcu cinayetinin ardından dönemin Emniyet Genel Müdürü olan Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar’la yaşadıkları “duvar” tartışmasını değerlendirdi. Mumcu şöyle konuştu:
“ ‘Bir duvar örülüyor’ dedi, Ben de ‘O zaman çekin bir tuğla, yıkılsın’ dedim, ‘Çekemem’ dedi. ‘Çekin, kenara çekilin’ dedim.  ‘Yapamam’ dedi. ‘O zaman çekerler altında kalırsınız’ dedim. Öyle bir ifade ile baktı ki, ‘bunu da kim yapabilirse’ anlamında. Şimdi o duvar biraz gedik almış durumda, biraz açılmış durumda. Aslında toplumumuz neyin ne şekilde yapıldığını iyice algılamış durumda. O duvar gedik aldı, ama onun tamamen ardındakini görebilmek için, onu gösterebilecek bir siyasi yapılanmayı, siyasi erki görmek istiyor.”

“CİNAYET AYDINLATILAMADI”
Uğur Mumcu cinayetin aydınlatılamadığını belirten Güldal Mumcu, şöyle dedi:
“Bellekler unutkanlıkla yaralı. Uğur Mumcu suikastında 3 kişi var. Bunun ikisi yakalandı. Biri hala yakalanmadı. Uğur Mumcu suikastı tam aydınlanmadı. Her ne kadar yakalanan o iki kişilere bazı şeyler atfedilmiş olsa bile, tetikçi olmaları nedeniyle. Bu işi planlayıcılar ve düzenleyiciler ortaya çıkarılmış değil. Kim bunlar, niçin böyle bir şey planlamışlar, bu suikastı planlayan unsurlar ortaya çıkmadığı için Uğur Mumcu cinayeti hala çözülemedi.
Yakalanmıyor ve yakalanamıyor ikisiyle at başı giden bir şeydir. İkisi de aslında yönetsel boşluğu gösterir, bunu yakıştırmak istemem. Türkiye Cumhuriyeti bunun üstesinden gelebilecek güçte olmalı. Bu işleri yapanların arkalarındaki yapılanmalar ortaya çıkarılabilseydi, günümüzdeki bu terör olaylarını da yaşamazdık. Erkini kullanmak zorundadır iktidarlar. Bununla ilgili Meclis’te ne yapılır ne yapılmaz, o zaman günü geldiğinde değerlendirilecek olanlar…”

“KADINLAR HAKETTİĞİ DEĞERİ ALACAK”
Mumcu, özellikle Cumhuriyet mitinglerinde ön plana çıkan kadınların, siyasete müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Kadınlarla erkeklerin yan yana durması ve her işte eşit yer almaları gereğine işaret eden Güldal Mumcu, Türkiye’de “zaman içinde gelişen farklı öğretiler” nedeniyle kadınların “korunmaya muhtaç varlıklar” olarak algılandığını söyledi. Mumcu şunları söyledi:
“Kadınları devamlı bir şey beceremez düşüncesiyle yönlendirmek ister istemez onların üzerinde bir baskıya yol açıyor. Öyle bir aşamaya geldik ki hakimlerimiz bile ‘kadınların sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin’ dedi. Bakış açısı böyle. Bu çağda bile, kadınlar bu gözle görülür durumda. En yakın tarihte bile kadını tek başına yemek sofrasına almayan kareleri gördük. Şimdi yemek sofrasında bile yanında oturtmadığı kadını yönetsel bir yere gelecek, karar mekanizmasına gelecek olmasını öyle bir toplum ister mi? Onu baskılıyor. Bu toplumda da dişi enerji hak ettiği yere gelmek için tepkisini göstermiştir. Ben bu hareketten umutluyum. Kadınlar hem parlamentoda hem diğer kurumlarda hakkettiği değere kavuşacak.”(ANKA)

 

Güldal Mumcu

Mine Gökçe   /  GAZETE VATAN  /  03.07.2007

25 Mayıs 2007, Ankara. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı UMAG’ın dördüncü katı. Vakıf Başkanı’nın kendisine benzeyen zarif ve ferah bürosunda, çay içip kurabiye atıştırıyorum iştahla. Özge’yi bekliyoruz. Hep birlikte konferans salonuna ineceğiz, az sonra. Son yıllarda hiçbir konferans kabul etmiyorum aslında. Ne zaman ağzımı açsam, bir olay çıkıyor, hedef gösteriliyorum. Ben de hattı bırakıp sathı müdafaya çekildim, korumaya aldım kendimi. Ama UMAG başka.

Hele başkanı...
***

Dünyada çok az insan, vicdan sahibidir. Vicdan orta malı değil, herkesin harcı hiç değildir. Alınamaz, verilemez, pazarlanamaz. Dile düşünce büyüsü uçup giden bir sır gibi, söylenmeden taşınan, göstermeden hissettirilen bir haslettir ve zaten, ancak böyle etkilidir.

Vicdanlı insan az olduğunca, “sız” gibi yapan çoğunluklara aslında onların da birer vicdanı olduğunu; susturup unuttuklarını anımsatabilen, vicdanlıların sayısı daha da azdır.

UMAG Başkanı Güldal Mumcu, işte bu anlamda bir vicdandır.

Türkiye’nin vicdanıdır.

Çünkü taşıdığı vicdan, onun önce dayandığı, sonra direndiği ve mücadeleye başladığı vicdansızlığa karşı kazandığı “onur” zaferiyle, tüm Türkiye, verilmemiş bir savaşı, savunulmamış bir ulusal vicdanı olduğunu anımsamaktadır.
***

Güldal Mumcu, Türkiye’ye Uğur Mumcu’yu ve onunla birlikte faili meçhul cinayetlere kurban giden birbirinden değerli aydınları, “demokrasi şehitlerimizi” unutturmuyor!

Güleç gözlerini kısıp, “dinle” dedi. “Sana bir haberim var: Ben CHP’den aday oluyorum, galiba...”

Ağzıma attığım kurabiye parçasıyla boğuluyordum,
az kalsın. Yıllardır politikaya atılsın istiyorduk, hepimiz, tüm takım. Çünkü bir arkadaş takımıyız biz. Değişik partilerden defalarca milletvekilliği önerilmiş, hiçbirini kabul etmemişti. Ben daha çılgınca hayaller bile besliyor, “N’olur bir parti kuralım, sen başına geç...” diye yalvarıyordum. Onun için ve onunla, cehenneme bile giderim, bu kadar açık (ve inanın, çok azdır böylesine gözü kapalı güvenip izleyeceğim insan sayısı). Ama Güldal, kendine özgü muzip tınısıyla “Yok canım!” diye bir kahkahayla yanıt veriyordu her seferinde, benim çılgın projelerime.

Nereden milletvekili olacağı henüz belli değildi, ama ailesi ve gönül bağı İzmirli’ydi, İzmir’i istiyordu.

Duyduğum sevinç, umut çiçekleri açtırdı içimde. Güldal Mumcu, hayatımda tanıdığım en düzgün, en birikimli insanlardan biri değildi yalnızca. En güvendiğim, eğilmeyeceğine, bükülmeyeceğine, sözünü tutacağına ve Türkiye’ye çok yararlı olacağına emin olduğum insandı.

Güldal politikaya atılıyorsa, politikada umut vardı. Güldal vekili olursa, umut vardı millet için. Evet, aynen böyle düşündüm, 25 Mayıs’ta Ankara’da aldığım müjde üzerine.
***

Dün Vatan’da Mine Şenocaklı’nın, İzmir’den CHP milletvekili adayı Güldal Mumcu’nun seçim kampanyasına dair gözlemlerini beğeniyle okurken (çünkü doğruya içtenlik katmıştı), nedense Alain Bashung sesi yankılandı kulaklarımda, bir şarkısının sözlerini hatırladım:

“Arabaların arka koltuklarında

Seçilir muktedirlerin hayal

Yalakaların meyal gölgesi

Umurunda olmasın Josephine!

Suyun üzerinde yürümek Tuzağa düşmemek

Papuç eskitmek, eksiltmek yolsuzu

Cüret edin Josephine, düşün öne!

Cüret edin, cüret edin...”

Bazı insanlar soylu doğar. Cüret etsinler yeter, ne yaparlarsa iyi yaparlar. Güldal Mumcu, böyle bir insan ve bu kez cüret ediyor. İzmir’e Güldal, Güldal’a İzmir’e çok yakışıyor. İzmir kendisine vekillik verirse, milletine yararlı olmak için göstereceği başarıya, kurduğu, yönettiği ve yücelttiği gazetecilik referansı, UMAG vakfı kanıttır.

 

YSK’ya listeler verilmeden 7 saat önce

Nedim Atilla  /  AKŞAM  /  05.06.2007

Pazartesi sabahı YSK’ya aday listelerinin verilmesine sadece 7 saat kala yazıyoruz bu yazıyı... Gazetelerde isimler için bir kargaşadır gidiyor, saat 17.00’de ortalık iyice karışacağa benziyor. Dün adayların en kritik günüydü... Dedikodunun, kavganın en büyükleri geride kaldı. Listelerin kesinleşeceği saat 17.00’ye kadar parti yönetimleri büyük stres altındaydı...

Bu sabah itibari ile listelerin kesinleşmesiyle birlikte bir ‘küskünler’ ordusu ortaya çıktı. Bu seçimde seçilen milletvekillerinin ömrünün çok uzun olmayacağı konuşulmaya başlanmıştı bile... Bu da önümüzdeki bir-iki yıl için yeniden tatlı hayaller kurmak, umutları korumak demek...

Küskünler ne yapacak? ‘Kol kırılıp yen içinde kalacak mı?’ yoksa Ağar-Mumcu örneğinde olduğu gibi ‘kamuoyu önünde hesaplaşma’ mı gerçekleşecek göreceğiz. Pazar gecesi ve pazartesi sabahı TV’lerin haber bültenlerini izledikçe görüyoruz ki en küskün Erkan Mumcu... Bu yazıyı yazarken bile neler yapabileceğine dair onlarca kuşkum var... Erkan Mumcu herkese örnek olmalı... Kamuoyu önünde hesaplaşmaya kalkmak, en çok zararı kendine veriyor... Kariyere ‘dokunuyor’. Ama insanoğlu da kolay kolay sinirlerine hakim olamıyor.

Güldal Mumcu iyi örnek

Gelelim gösterilmesi kesinleşmiş adaylara... Bu yazıyı yazarken elimizde CHP’nin İzmir’deki iki bölgede de göstereceği adayların sabaha karşı bitmiş Parti Meclisi’nden çıkmış listeleri var, ama saat 17.00 olmadan bu listelere güvenmek olası değil. Pazar günü yazdığımız gibi saat 16.59’a kadar her şey değişebilir.

Ancak CHP’nin İzmir Birinci Bölge Birinci Sıra Adayı Güldal Mumcu’nun değişeceğini sanmam. Bence Güldal Mumcu’yu ‘ithal aday’ diye damgalamak haksızlık olur. Hep yazdım, hep söyledim, ‘İzmirliler ithal aday istemiyor’ diye... Ancak Güldal Mumcu’ya hepimizin bir vefa borcu var... Nereden aday gösterilirse gösterilirsin sağduyu sahibi insanlar bu isme itiraz etmez. Üstelik Güldal Mumcu, 1993’teki o elim olay sonrasından bugüne sergilediği tavır ve sağlam duruşla TBMM’de olmayı çoktan hak etmektedir... İzmir’e pek yakışan bir milletvekili olacaktır ve bizim sorunlarımıza da kuşkusuz duyarlıkla yaklaşacaktır.

Elimizdeki liste YSK’ya ulaşıncaya kadar değişmez ise Hasan Fehmi Mani’nin İzmir’de aday gösterilmemesi, CHP Genel Merkezi’nin Aziz Kocaoğlu’nu pek de karşısına almayı düşünmediğini ortaya koyuyor. Ege TV’de geçen persembe yayımlanan, pazar da tekrar edilen Haftalık programında söylediğim gibi Mani’yi zaten aday göstermeyi planlamıyorlardı, sadece Kocaoğlu’nun manevra alanını daraltmak istedi Genel Merkez’dekiler...

CHP listelerine mevcut 14 milletvekilinden sadece 6’sı girebildi. Her iki bölgede de ikinci sıralar DSP kontenjanı için ayrılırken, İzmir Esnaf Odaları Birliği Başkanı Mehmet Ali Susam’ın ikinci bölgeden listeye girmiş olması sevindirici. Susam’ın İzmir’de oyları artıracağı kesin. Deniz Baykal’ın “kadim” dostu Ekrem Bulgun’un da seçilebilecek yerde olması çok önemli. Bulgun büyük olasılıkla TBMM’nin geçici başkanlığı görevini de üstlenecek.

CHP örgütünden istifa edenler arasında ise İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan ve Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen CHP’nin seçilecek yerlerden listesine konulurken, kesin aday olması beklenen Türkan Miçooğulları, Enver Öktem. Sedat Uzunbay, Ali Rıza Bodur ve Hakkı Ülkü yeniden aday gösterilmedi. Baykal, “Siyaset yapılacak yegane konum milletvekilliği değildir” diyor. Hak vermemek elde değil.

Elimize onikişerli listeler henüz ulaşmamıştı bu yazıyı yazarken ve bazı isimlerin yer alıp alamadığını bilemiyorduk.

Bayar omurgasızlık örneği verecek mi?

Pazarı, pazartesiye bağlayan gecenin sabahında öyle şeyler duydum ki, “Mehmet Ali Bayar’ı artık ben bile savunamayacağım” dedim. Kendisinin bütün olumlu niteliklerine karşın “koltuk sevdası” her şeyin önüne geçmiş. İlk tartışmalar çıktığında bana da gönderdiği, “Nasıl da İzmirli, nasıl da DYP’li, nasıl da demokrat” olduğunu anlatan yazısını saklıyorum, bir ara TV’de de göstereceğim. Bayar’ın DP çatısı altında beklenen buluşma gerçekleşmeyince geçen seçimdeki “son dakika manevrası” gibi bir davranışla CHP’ye haber gönderdiğini, partinin üst yönetiminde yer alan Mustafa Özyürek’in ağzından duyunca gerçekten öfkelendim. Özyürek, çok kibar bir şekilde, “Bize haber gönderdi, biz de düşünüyoruz” diyordu.

“Geçmişte DTP genel başkanlığını bir günde bırakan adamdan, bugün de CHP’ye haber göndermesi beklenir” diyordu sevgili bir meslektaşım. Bayar böyle bir omurgasızlık örneği daha verecek mi, CHP böyle bir isme kapılarını açacak mı şu anda bilemiyoruz.

Yazık oldu merkez sağa... Sanıyorum MHP ve GP onların boşluğunu dolduracak... Çünkü MHP son derece tutarlı adımlarla yürüyor.

 

'Artık kimsenin canı yanmasın'

MİLLİYET  /  25.01.2007

Bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren Uğur Mumcu'nun ölüm yıldönümünde konuşan eşi Güldal Mumcu "Bu cinayetler bağlantılarıyla ortaya çıkmadığı sürece bu üzüntüleri yaşamaya devam ederiz" dedi

ANKARA Milliyet

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) Başkanı Güldal Mumcu, cinayetlerin bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, "Bağlantılar ortaya çıkarılırsa artık kimsenin canı yanmaz" dedi. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, bombalı saldırı sonucu öldürülmesinin 14. yıldönümünde dün tüm yurtta törenlerle anıldı.
Uğur Mumcu Sokağı'ndaki evinin önünde yapılan törene, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, bazı milletvekilleri, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da tören öncesi evine giderek Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaret etti.

'Tesadüf değil'
Güldal Mumcu, gazetecilerin Mumcu cinayetine ilişkin soruları üzerine, "Bütün bu cinayetler bağlantıları ile ortaya çıkmadığı sürece bu üzüntüleri yaşamaya devam ederiz. Bağlantılar ortaya çıkarılırsa artık kimsenin canı yanmaz" diye konuştu.
Sezer de, "Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkanların birbiri ardına katledilmesi tesadüf değil" dedi. Toplumsal uzlaşının gerektiğini belirten Sezer, "Hrant Dink'in cenazesinde bir güç birliği ortaya konuldu" diye konuştu. Törenin ardından, sevenleri Mumcu'nun yıllarını verdiği Cumhuriyet gazetesi ve fotoğraflarıyla süslenen anıtın önüne mum koyarak yaktılar. Öğleden sonra Cebeci Asri Mezarlığı'nda Mumcu'nun mezarı başında da tören düzenlendi.

 

'Dimdik ayakta kaldı'

CUMHURİYET  /  26.01.2005

Güldal Mumcu , eşi Uğur Mumcu'nun 'gazetecilik anlayışı'nı anlattı

um:ag Vakfı Başkanı Güldal Mumcu , Uğur Mumcu gazeteciliği ile kişiliğinin birbirini tamamladığını vurgulayarak ''Her ikisi de sıra dışıdır, farklıdır, öncüdür, örnektir'' değerlendirmesini yaptı. Uğur Mumcu gazeteciliğinin ''demode, hatta müzeye kaldırılması gereken bir yöntem'' olduğunu ileri süren medya yöneticilerinin, işadamları örgütlerinin üyesi olmakla övünmelerini eleştiren Güldal Mumcu, ''Bu tür medya yönetmenlerinin Mumcu gazeteciliğini vicdan azabı gibi içlerinde taşımaları doğal. Çünkü Mumcu zamanında, 'İnsan ya gazeteci olur ya da işadamı. Hem işadamı, hem gazeteci olmaz. Olursa da böyle olur!' demişti'' dedi.
NEDEN CUMHURİYET GAZETESİ
Yıllar boyunca kendisine yapılan teklifleri reddederek Cumhuriyet gazetesinde yazmayı sürdürdüğünü kaydeden Mumcu, ''Neden Cumhuriyet gazetesinde yazmayı seçtiğini'' Uğur Mumcu'nun 8 Mayıs 1984 tarihli yazısından şöyle aktardı:
''Gazetelerin varlık nedenlerini ve amaçlarını bu gazetelerin doğuş koşulları belirler. Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşımızın kan ve barut kokan o kutsal kavgaları içinde doğmuş, o günden bugüne ulusal kurtuluş bilincini, Atatürk devrimlerini savunagelmiştir. Gazetemizin kökeninde soylu duyguların, özverilerin ve yurtseverlik bilincinin o görkemli harcı yatmaktadır. Yunus Nadi' nin Cumhuriyet gazetesindeki ilk başyazısında koyduğu ilkeler bugün de geçerli değil midir? Cumhuriyet, ne hükümet ne parti gazetesidir. Cumhuriyet, yalnızca cumhuriyetin, daha bilimsel ve yaygın tanımı ile demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi düşüncesi ve esaslarını çiğneyen ve yıkan, yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir.''

ÖDÜNSÜZ YAZILAR
Uğur Mumcu'nun ''Bir gazetecinin her şeyi bilemeyeceğini; bilgi ve haber kaynaklarına ulaşıp bu kaynaklardan topladığı haberleri okurlarına sunması gerektiğini ve yorumlarını da gerçeklere, olaylara dayandırırsa inandırıcı olacağını'' söylediğini kaydeden Güldal Mumcu, ''Zaman zaman çok sert ve ödünsüz yazılar, kimi kez alayla karışık kara mizaha dönüşüverir. Ancak her tür yazı biçeminin amacı tektir: İvedilikle demokratik yönetime ve basın özgürlüğüne kavuşmak'' diye konuştu.
1970'lerin ortasından başlayarak giderek yoğunlaşan kanlı ortamın, Mumcu gazeteciliğinin işlevselci, araştırmacı yanının güçlenmesine yol açtığını anlatan Güldal Mumcu, ''1 Mayıs gibi, Kahramanmaraş gibi katliam boyutuna ulaşan olaylar, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, İpekçi' nin öldürülmesi gibi toplumu sarsan olaylar bu cinayetlerin derinlemesine araştırılmasını getirdi'' dedi.

12 Eylül döneminde basının sindirildiği, birçok aydının susturulduğu ya da sustuğu dönemde Uğur Mumcu gazeteciliğinin ''dimdik ayakta kaldığına'' dikkat çeken Güldal Mumcu, Mumcu'nun çalışmalarının güncelliğini şu sözlerle değerlendirdi: ''Mumcu gazeteciliğinin bağımsızlıkçı yanı, ulus ötesi çıkar çevreleri ve güçlerini sorgulayan antiemperyalist yanı, 1980 sonrası giderek yükselen ayrılıkçı terörü, tarihsel köklerini ve güncel bağlantılarını belgeleriyle ortaya koymasını bilmiştir. Ermeni terör örgütü ASALA'nın, 1980'li yıllarda PKK terör örgütüyle bir araya gelerek, ortak eylem kararı aldıkları, daha sonra bu terör örgütlerine 1990'lı yıllarda Hizbullah'ın da katıldığı ilk olarak onun yazılarında gözler önüne serildi. Uğur Mumcu gazeteciliği, bugüne ışık tutan yanı ile günceldir, bugün de soluk alır. Örneğin, 1991 Körfez bunalımı sırasında ABD'nin ve diğer emperyalist güçlerin Ortadoğu ve Türkiye sınırlarındaki coğrafyayı yeniden yapılandırma çabalarının bugüne yansımaları, Uğur Mumcu'nun kaleminde somutlanmıştır.''

 

'Çoğalarak geleceğim'

Yavuz Rençberler  /  AKŞAM  /  25.01.2003

Uğur Mumcu, şarkılar ve şiirlerle anıldı. Sevenleri 'Mumcu'yu unutturmayacağız' diye haykırırken, acılı eşi, 'Her yıl buraya sessizce çoğalarak geleceğim' dedi

Bombalı bir suikaste kurban giden Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu, ölümünün 10'uncu yılında da sevenleri tarafından unutulmadı. Uğur Mumcu ve öldürülen tüm aydınların anısına yaptırılan 'Faili Meçhuler Anıtı'nı açan Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, 'Bu konuşmadan sonra artık konuşmayacağım ve her yıl buraya sessizce çoğalarak geleceğim' dedi. Uğur Mumcu Sokağı'ndaki törene, bazı siyasi parti ve kitle örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Törende birçok kişi yakalarında 'Savaşa Hayır' rozeti taşıdı. CHP Lideri Deniz Baykal da evine giderek Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaret etti.

Sadece bugün susalım

Konuşmasında bir dileği olduğunu söyleyen Güldal Mumcu şöyle devam etti:

'Ruhunuz titreyerek, içiniz yanarak, insanlığa olan sevginiz tükenmeden, terörün aramızdan aldıklarını unutmadan, sessizce ve çoğalarak 10 yıl boyunca buraya geldiniz. Bundan sonra da geliniz. Ama, bir dileğim daha var. Sessizliğimiz sadece bu günle sınırlı kalsın. Kalan 364 gün nerede olursak olalım, haksızlıklara, adaletsizliklere, yolsuzluklara, zulme, cinayetlere, teröre ve savaşa karşı çıkalım, gücümüz ve yüreğimiz elverdiğince.' Güldal Mumcu daha sonra Mumcu ve katledilen aydınların anısına dikilen evinin önündeki 'Failil Meçhuller Anıtı' heykelinin açılışını yaptı. Açılış yapılırken Melih Cevdet Anday'ın 'Anı' isimli şiiri eşliğinde 'barış güvercinleri' uçuruldu.

'Gerçek katil'ler bulunsun

Çukurova Medya Grub Başkanı Tuncay Özkan, 'Aydınlara Suikast ve Hukuk Devleti' konulu panelde, siyasi cinayetlere dikkat çekti. Yazılarında ve kitaplarında siyasi cinayetleri sorgulayan Özkan, 'Katiller nerede? Emirleri verenler nerede? Hukuk sadece katili değil emri vereni de araştırmalı, bulmalı' dedi. Uğur Mumcu'nun 10'uncu ölüm yıldönümünde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde 'Aydınlara Suikast ve Hukuk Devleti' konulu bir panel düzenlendi. Paneli İstanbul Baro Başkanı Kazım Kolcuoğlu yönetirken, konuşmacı olarak Tuncay Özkan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ve Prof.Dr. Ahmet Mumcu katıldı. Hukuk devletinin önemini vurgulayan Özkan, 'Mumcu'nun, Aksoy'un ve 2 bin 800 siyasal cinayetin katilleri nerede?' diye sordu. Özkan 'Pekiyi Türkiye'de hukuk var mı? Ya da kaç tane hukuk var? Adliyesinde 'avukat tutma, yargıç tut, savcı tut', Yargıtay'ında 'cüzdanla vicdan arasında çelişkideyiz' açıklaması yapan bir hukuk ne kadar geçerliyse, Türkiye'de hukuk o kadar geçerli.' Katillerin ve arkasındaki güçlerin, zaman zaman siyasetçi, işadamı devlet memuru ya da gazeteci maskesi taktığını söyleyen Özkan, 'Devlet, bireyinin can güvenliğini sağlamak; toplumun eğitimini kültürünü yükseltmek zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti, aşiret değil Cumhuriyet ve Demokrasi devletidir' dedi.'Tuz koktuysa, tuzu hukuk ve eğitimle yıkayabilirsiniz' diyen Özkan, siyasi cinayetlerdeki katillerin İran'da eğitim gördüklerinin bilindiğini belirterek, 'Almanya katillere destek olurken, CIA, para yardımı yapıyor. Cinayetlerdeki silahlar ise NATO menşeili' dedi.

 

75 başarılı kadına ödül

Yaşar Çakmak  /  25.11.1998

 

Devletin kusuru sembolik

 06.03.1996

 

Uğur Mumcu ödülü, um:ag'a

Cumhuriyet  /  28.02.1996

 

'Bunlar beni öldürecek'

Evren Değer   /  25.01.1996

Anasayfa   l   Biografi   l   Haber Arşivi   l   Köşe Yazıları   l  Röportajlar   l   Konuşmalar   l   Linkler  l  Bölge ve Adaylar